logo
Adilcan Güven ve Nursan Güven; İznik Çini Ustaları

Adilcan Güven ve Nursan Güven; İznik Çini Ustaları

Bana İznik'te zamanın ileriye doğru akmadığı, aksine biriktiği bir atölye olduğundan bahsetmişlerdi.

Adil Can Nursan Sanat Atölyesi'nden içeri adımımı attığımda ne demek istediklerini anladım.

Havada kilin o sakin kokusu ve fırının ılımanlığı vardı. Raflar, sanki farklı yüzyıllara aitmiş gibi duran eserlerle doluydu — Selçuklu sgrafitto kâseleri, Roma kabartma seramikleri, 16. yüzyıl İznik'ine aitmiş gibi duran mavi-beyaz formlar... Hiçbir şey bir kopyadan ibaretmiş gibi durmuyordu. Sanki her şey geçmişten hatırlanıp gün yüzüne çıkarılmıştı.

Atölyenin tam ortasındaki uzun ahşap masada, Adil Hoca ve Nursan Hoca yan yana oturuyorlardı.

İkisinin de elinde ince uçlu bir fırça vardı. İkisi de üzerine işlenecek deseni bekleyen beyaz seramik yüzeyin üzerine eğilmişti.

Çizim yapıyorlardı.

Adil Hoca'nın çizgileri net ve ölçülüydü — her bir kıvrımda onlarca yıllık bir disiplinin izini hissedebiliyordunuz. Nursan Hoca'nın dokunuşları ise akıcı, sezgisel ve çok daha yumuşak bir ritimle hareket ediyordu. Üslupları birbirinden farklıydı, ancak bir o kadar da ayrılmaz bir bütün gibiydi.

Bazen biri duraksıyor, diğeri ona doğru şöyle bir göz atıyordu. Sessizce fısıldanan bir fikir... Dengede yapılan ufak bir düzeltme... Ve kelimelerin ötesinde şeyler anlatan o ortak bakış.

Onlar geçmişi kopyalamıyorlardı.

Geçmişe kulak veriyorlardı.

Adil Can Güven seramik serüvenine 1970 yılında başladı; Kütahya, Çan ve Çanakkale'de usta zanaatkârların yanında çıraklık yaparak sadece bir tekniği değil, köklü bir geleneği de miras aldı. 1983 yılından bu yana ise Nursan Hanım ile birlikte, İznik'teki atölyelerinde otantik malzemeler ve yöntemler kullanarak geleneksel Anadolu seramikleri üretmeye ve bu alanda araştırmalar yapmaya devam ediyor.

MÖ 5000'lere dayanan perdahlı kaplardan indirgemeli fırınlanmış Yunan seramiklerine; Roma kabartmalı kaplarından Bizans ve Selçuklu sgrafitto'larına; astar dekorlu parçalardan Selçuklu ve Osmanlı sırlı seramiklerine; Beylikler döneminin mavi-beyazlarından 18. yüzyıl Kütahya çinilerine ve yerel hammaddelerle üretilen o ikonik 15.-17. yüzyıl İznik seramiklerine kadar her dönem, burada bilimsel bir titizlikle inceleniyor ve felsefi bir derinlikle yorumlanıyor.

Bir ara içlerinden biri —nazikçe, laf arasında söyler gibi— Adil Hoca'nın "Yaşayan İnsan Hazinesi" olarak tanındığından bahsetti.

Ancak bu unvan, o odanın içinde hiç de şeklî ya da resmi bir etiket gibi durmuyordu.

Bizzat yaşandığı hissediliyordu.

Çünkü burada yapılan şey bir taklit değil; bir devamlılıktı.

Fırçaları birbirinden bağımsız hareket ediyordu ama ortak bir ritmi paylaşıyorlardı. Bir an geldi, çizdikleri desenlerin sınırları aynı kenarda birbirine yaklaştı. Akışı hiç bozmadan, sanki hiç prova yapmadan o eşsiz ahengi yakalayan iki müzisyen gibi, içgüdüsel bir şekilde birbirlerine uyum sağladılar.

Etkileşimler

Yol Tarifi

Diğer Mekanlar

logo
yardım

Tüm İstek, Şikayet, Sorularınız için

444 16 00

duyurular

Güncel haberler için Duyurular bölümüne bakın.

© 2026 © Bursa Büyükşehir Belediyesi - Tüm Hakları Saklıdır
footer image
ataturk